10 Şubat 2010 Çarşamba

ÖZLEM...


Zaman zaman gözlerimi kapatıp tulumba sesini duyumsarım. Dedem yüz defa çekildikten sonra sürahinin doldurulmasını tembihlemiştir yine. Mutfaktan gelen takunya sesleri anneannemin kahvaltı hazırladığını anlatıyor bana. Avluya giriş çıkışların sıklaşması artık kalkmam gerektiğini anlatıyor bana. Demek çay da demlenmiş, mis gibi kokuyor. Anneannem yanıma gelip yanaklarımı okşayarak uyandırıyor beni. Salkım söğütün hemen altındaki tulumba ağzından su içen kurbağa ile karşılaşıp selamlaşıyoruz. Huşu içerisinde herşey, aslına uygun. Pencere önündeki hanımeli ve güller olanca sevimlilik ve neşe içinde gözkırpıyorlar bana. Anneannem ilkini sabahın beş buçuğunda dedemle ikincisini de benimle birlikte yapmak üzere kurulmuş kahvaltı sofrasına , bekliyor. O elma kırmızısı yanaklardan alınan koca bir öpücükten sonra radyodan eşlik eden arkası yarınla birlikte sonlandırıyoruz öğünü. Merakla ertesi sabahı bekleyerek yapıyoruz kritiğini . Sonra ver elini dut , sıkıldın mı yemiş , oradan bağ içi; bağa ilk geldiğim günün ilk dakikaları dedemin kurduğu salıncak, oradan yolamaça çıkan yoldaki kargılar ve kargı uçlarından yapılan düdükler, harman yeri, nalbant amcalar, Uslu komşular, yörükler, Nilüfer Abla'nın muhteşem çiçekleri, akşam üzeri dedemin yol başından gelen motorsiklet sesi, koyunlara kesilen karpuz-kavun kabukları, anneannemle yaptığım kurabiyeler, elektrik yokluğunda yapılan sohbetler , dinlenilen müzikler , yanan lüks lambası fitili , dakikalarca süren çabalar, gaz lambasının loş ışığı ve gaz kokusu, çıtlatılan çiğdemler, biraz duvara biraz da kafama çarpan dev ışık kelebeği, peygamber böcekleri , kaplumbağalar, ezberlenen dualar, anneanneye eşlik etmek adına bilinmeden kılınan namazlar , rüzgarın uğultusu , anneanne-dede kokusu, sevgisi , güveni ve özlemi .... Tekrar sabah oluşu ve tekrar tekrar beni ve benliğimi saran sevgi kuşağı.

Özlüyorum, çok özlüyorum herşeyin olması gerektiği gibi doğal , yalın ve mutlu yılları, anları , kirlenen dünyayı algılayamayan yaşları. Özlüyorum, çocuk bakan gözlerde endişesiz ve beklentisiz olmayı.

32 yorum:

Kara Kalem dedi ki...

Hiç yaşanmamış gibi davranamıyoruz. Yaşadıklarımız o kadar biz ki. Unutamıyoruz değilmi Zührem. Çok güzel anlatmışsın. İkinci kahvaltıdaki elma yanaklı küçük kızın gözlerinden baktım bir an için hayatıma. Her şey o kadar net ki. Teşekkürler canım.

Ahmet

Çınar dedi ki...

Özlemle yazdığın, o saf tertemiz çocukluk yıllarını özlemle okudum. Burnumun direği sızladı. Doğayla içiçe ne güzel zamanlarmış o zamanlar. Takunyalar lüks ışığında doyumsuz sohbetler tulumbadan çekilen buz gibi su tarlalar. Ahh neler neler canlandı gözümde...

Ve o fotığraftaki 'artist' te sen olmalısın,çok ta güzel poz vermişsin:)

Sevgiler

Asuman Yelen dedi ki...

Tulumbanın benişm hayatımda da çok fazla yeri vardır.
Ne güzel dile getirmişsin özlemini.
Okurkan düşündüm de yaşam bize neler ediyor böyle ki geçmişten alamıyoruz gözlerimizi.
Zevkle, içer gibi okudum her duygusu tanıdık satırlarını. Ellerine sağlık.
Sevgiler...

ramazan dedi ki...

Ah o günler,dedemin kokusu,iğde çiçeği,ekin tarlaları,karda kızak kaymalar.Boyumuzu aşan çavdar başakları arasında saklambaç oynamalar....
Geri gelir mi.İmkansız.Ancak iğdeler çiçek açtığında dedemin kokusunu alıyorum.Başkası yok.
Duygulandım.Büyükler çok tatlılar,özlem ise acı veriyor.Küçük kız fotoğrafı(elbette sizsinizdir)ise çok güzel.Yüreğinize sağlık.
Sevgi,saygı.

Şeniz dedi ki...

Takunyaların sesi beni küçüklüğüme götürdü. Kış sabahı Babaannecim kalkar sobayı yakana kadar tangır tungur uyanacağımızı hiç düşünmeden ses yapardı aslında uyanalım diye. sonra da o takunyaları giyip bahçedeki çeşmeye koşulur yalap şap suyla sözde yüzümüzü yıkardık. Vee sobanın üstünde kızaran ekmek kokusu çayın kokusuna karışır kızarmış ekmeğe sürülen salça hiç bitmesin isterdik.
Teşekkür ederim.

Leylak Dalı dedi ki...

Herkesin nasıl da benzer anıları var. Ah, büyük teyzemin muhteşem bahçesindeki kırmızı tulumba, onun fışıdık sesi, toprak kokusu, öğle sonlarının gölgeli, dingin sessizliği, bir karpuz tepsisinin başında saatlerce süren oyalanma, karpuz bitince çekirdeklerini yeme. Artık öyle alacalı çekirdekli karpuzlar bile kalmadı.
Çocukluk, ulaşılması imkansız zamanlarda kaldı. Sağol canım, hepimizi yıllar öncesine götürdün...

sünter dedi ki...

Ne güzel anlatmissin coban yildizi.
Bir an kendi cocuklugumu okur gibi oldum.
Simdi hepsi bir masal gibi oldu.
Özlememek mümkün mü?
Iki damla gözyasiyla ayriliyorum ama icim huzur dolu. Iyiki diyorum iyiki yasamisim bu güzellikleri.

Yazdigim yorumlari zaman zaman gönderemiyorum. Dünde yazmistim ama gitmemis insallah bu gelir. Bilki her yazini zevkle okuyorum. Yorumlarim gelmese bile.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Evet unutamıyoruz AHMET'ciğim, unutmak istemiyoruz.Çünkü orada huzur,mutluluk,yalınlık ve masumiyet var; şimdi hiç olmadığı kadar.Sen de sağol canım benim.

ÇINAR'cığım, evet o artist benim :)))Lüks ışığında yapılan o sohbetler hiç bitmezdi gerçekten.Şimdi elektrikler kesildiğinde dut yemiş bülbüle dönüyoruz; konuşacak konu kalmamış gibi.Herşey bambaşkaydı...Sevgiyle Çınarcığım.

ASUMANcığım hayat giderek yozlaşıyor, her anlamda.Belki de bu yüzden asılı kalıyor bir yanımız geçmişe; şimdi bulamadıklarımızı oradan toplayabilmek için.Sevgiyle Asumancığım.

RAMAZAN Bey,bir yazınıza yorum olarak da yazmıştım; deri kokusu da bana dedemi hatırlatır hep.Tabaktı kendisi.Evet o yıllar geri gelmese de iyi ki yaşamışız o günleri değil mi, iyi ki onlarla varolmuşuz ve iyi ki özlemle anıyoruz.Saygı ve sevgiyle ellerinizden öpüyorum.

ŞENİZciğim bak İzmir'li olduğun nereden belli.Kızarmış ekmek üzerine sürülen salçadan tabiiki :)) Ben öncesinde zeytinyağına banar sonra salça sürerdim.Üzerine de kuru nane.Gece 12 de yapılan kahvaltıların da tadı başka değil mi? Aynı şeyleri yaşamış olmak ve hissetmek ne güzel! Sevgiyle Şenizciğim.

LEYLAKcığım "öğle sonlarının gölgeli,dingin sessizliği" değince içim ürperdi; ne güzel olurdu değil mi?Karpuz çekirdeklerini anneannem tuzlayıp kavururdu.Nefis olurdu tadı.Bir de biz bağda çiğdemi ayçiçeğinin içinden yerdik. Masal gibi...Sen de sağol Leylakcığım.Sevgiyle.

Evet SÜNTERciğim iyi ki yaşamışız tüm bunları.O kadar zenginiz ki, ancak yaşayan ve kıymetini bilen anlar.Yorumun gelmemiş olsa bile beni okuduğunu bilmek çok büyük bir mutluluk benim için Sünterciğim.Sevgiye kucaklıyorum seni.Sağol.

Newbahar dedi ki...

Benim anneannemde takunya giyerdi. Hatta blogcuda ''Zehra Hanımın Nalınları'' diye anneannemi anlatan bir yazı da yazmıştım.
Ne sizin özleminiz diner, ne bizim...
Özlemlerimize dair yazacaklarımız uzar gider sevgili Çoban Yıldızım.

Sevgiler

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Haklısın NEWBAHARcığım çok haklısın.Git gide daha da çoğalacak özlemlerimiz... Sevgiyle Newbahar'ım.

yeliz dedi ki...

off süper yazmışsın yaaaa!! link vereceğim yazına:) altına da imzamı atacağım. aküyle küçük televizyonu çalıştırmaya çalıştığımız zaman hatırladım, ağzına kadar dolan lazımlığı, sonra sergi yerinde koşmalarımızı...

bilge dedi ki...

Çocukluğuma geri döndüm mis gibi süt kokularını anneannemin aman da kuzucuklarım uyanmış nidalarını ağaçlara tırmanıp dut toplamalarımı silkelenince yemezdim şimdi razıyım topraktan alıp yemeye ama nerde yok ahhh çoban yıldızı arkadaşım özlem yine özlem yaşayıp kaybettiklerimize özlem yaşayamadıklarımıza özlem bu özlemler ne zaman bitecek çok güzel bir yazıydı yüreğine sağlık izmirden ılgıt ılgıt selamlar canım..

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Çoban Yıldızı, sen hepimizin özlemini yazmışsın. Seni okurken , benim anneannem de gezdi tıkır tıkır. Papaz yahnisi pişirdi ban , kimse onun gibi pişiremezdi. Kaygana yaptı. Ne güzel bir şey yapmışsın hepimizi bir çırpıda çocukluğumuza attın...

Sevgilerimle

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

YELİZ'im sen hatırlattın bana aküyle çalıştırdığımız minicik beyaz tv'yi.Dedem ajansı dinleyeceğim diye tuttururdu:))Ya yüklüğü ve onu örten perdeyi sahne gibi kullandığımızı hatırladın mı? Emel,Ajda,Nilüfer olurduk orada, ne şarkılar ne gösteriler yapardık:))) Abimin sergi yerinde bizi üzüm arabasıyla oradan oraya taşıdığını.Kıyamam ben ona hiç.Biz üçümüz ancak kımıldatırdık onu arabanın içinde de taşıyamazdık.Buna rağmen hiç bıkmadan taşırdı bizi canım abim benim,asil ruhlu prensim.Ahh Yeliz'im ahhhh daha neler canlandı gözümde.Hıı şu lazımlık meselesine hiç girmeyeceğim :))))))))) Bu arada hepimiz çiş kardeşiyiz:)))))))Sen nalbant amcalarda tütün dizdiğimizi hatırlar mısın?Biraraya gelsek de laflasak.Hepinizi kucaklıyorum tatlı papatyam.

Ahhh BİLGEciğim şimdi satılan kara dutları herkes karadut zannediyor.Nerdeee o dutlar değil mi ?Saatlerce kalırdık dallarında hepsini yiyinceye kadar.annenannem boş mintaks kutusu verirdi dolduralım diye ama nafile;sadece mideler dolardı :)))))Bu özlemler bitmeyecek Bilgeciğim, giderek daha da artacak.Ama ne mutlu bizlere ki kaçacağımız böyle mutlu zamanlarımız,hatıralarımız var hepimizin.Bana İzmir imbatı yollar mısın? BAk açtım penceremi bekliyorum.Sevgiyle kucaklıyorum canım arkadaşım.

LALEciğim, ben de hala anneannemin yaptığı gibi kadayıf yapanı,yaprak sarması saranı görmedim.Onlar bir başka kadınmış,amazon kadınları.O kadar işin altından kalkmayı bilmişler hiç yakınmadan.Tüm takunya tıkırtıları orada kaldı bir de belleklerde.Hatırlamak hepimize iyi geldi canım benim.Sevgilerle..

Zeugma dedi ki...

Anneanne deyince yüreğimden bir şeyler kopar hep...
Gözlerim doldu yine :(
Özlemle anlattığın o günlerindeki kesitlerden anneanneyle kılınan namazlara takılı kaldım.Tıpkısıydı...
Mutluluk dolu bir masal olarak çok gerilerde kaldı o günler sahiden de...
Ve sevgili çobanyıldızım,sayende bir müddet geri döndüm o masalın içine..
Yazan ellerinden ve yüreğinden öpüyorum bu kez..
Sevgilerimle...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Canım ZEUGAMA'm!
Senle tanışmama vesile olan da anneannene yazmış olduğun yazıydı.Ben de o yazının sonunda tıpkı senin gibi gözyaşı döküp eskilere dalmıştım.Çok ama çok güzel günlerdi gerçekten.İyi ki yaşandı o masal günler.

Sevgiyle kucaklıyorum seni canım arkadaşım.

Guven dedi ki...

İlk önce o küçük afacanın poposuna küçük bir şaplak atıyorum. :)) Sonra da birden aklıma gelen şarkıyı o küçük kız ile birlikte söylüyorum; :))

küçük kız küçük kız söyle bana nerdeydin
küçük kız küçük kız söyle nerdeydin
dün sabah bekledik oynamaya gelmedin
dün sabah bekledik söyle nerdeydin

''hani benim bir bebeğim varya
hani yatırınca gözünü kapar ya
hani oturunca açar yeniden
dün sabah oynarken düştü elimden''

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Aaaaa GÜVENciğim, ben bayılırdım o parçaya.Söyleyen kız hala gözlerimin önünde ;uzun iki yana bağlanmış saçları...Şarkının sonunda da KIRILDIIII diyordu ve ben de çok büyük bir marifetle başımı yana koyup üzülmüş gibi yapıyordum :)))))

Sevgilerle canım arkadaşım.

Kara Kalem dedi ki...

zühre mesleğinle ilgili bir konuda görüşüne ihtiyacım var. Bana emailden ulaşabilirmisin. Sayfamda mail adresim var.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Okudum! dinlendim,hüzünlendim,anılara gittim.
Kaybolan yıllara sığdırdığımız onca şey ne kadar değerli dimi.
Çok güzel yazı Zühre'cim,
benim hiç "anne,anane,dede,babane"kavramlarım olmadı oysa ne çok isterdim. Şimdi gelecekte senin gibi düşünmesini istediğim torunlarıma iyi bir anane olmaya çalışıyorum işte.Tatmadığımı tatırmaya,sığınıcak kucak bulamadığımdan sığınacak kucak olmaya çalışıyorum.
Yüreğine sağlık arkadaşım.
Sevgiler...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

YAŞAMIN KIYISINDA, canım benim ,eminim herkesten daha çok ve daha emin bir limansın, hem de sıcacık,yumuşacık, sevgi dolu bir liman.Eminim dünyalar tatlısı da bir anneanne ve annesindir ! Sıcaklığın ve içtenliğin kelimelerinden bize o kadar güzel akıyor ve sarıyor ki seni yazılarınla tanıyan bizleri çok ama çok şanslı kılıyor.

Sevgi ve dostlukla..

gökçe7 dedi ki...

Sevgili Çoban Yıldızı ,kaç yıl önce bahçe komşumuzun küçük torunu sendin değil misin.Annemin dikiş makaralarından sana araba yaptık,ne çok sevinmiştin.Beş taş oynamıyı da biz öğrettik,miniçik ellerinle hepsini tutamıyordun...
Yüreğin dert görmesin sevgili kardeşim; çok çok güzel anılar yaşattığın için,Sevgiler...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Daha öncede yorum bırakmıştım ama galiba sorun oldu çoban yıldızım.ayrıca senin postlarını bende göremiyorum.Ziyaret etmiyorum sanma sakın :)

O kadar imrenerek okudum ki güzel yazını...maalesef ben hiç tanımadım anneannemi ve babaannemide henüz 6 yaşındayken kaybettim.O yüzden çok sevdim yazını.

Sevgiler..

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Canım GÖKÇEciğim,kim bilir belki de bendim :)))Bizim bağımız Akhisar'daydı.Manisa' ya bağlı.Olabilir mi acaba?
Benden de sana kocaman kocaman sevgiler!

gökçe7 dedi ki...

Hayır Sevgili Çoban Yıldızı,ama komşu sayılırız.Ben Aydın Nazilli.Yani Egeliyiz.Benzer yaşanmışlıklar olunca...sevgilerimle.

JİVAGO dedi ki...

Çınar hanımda rastaldım size.Epey
dolaştım bloğunuzu.Hafıza konusunda aynı dertten bendede var.

Küçük kızı büyütmüşsünüz,küçüğü
gizlice saklamasınıda bilmişsiniz.
Ne güzel!

Sevgilerimle,

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Güzel yorumunuz için çok teşekkürler sevgili JİVAGO.

Sevgilerimle..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Ne kadar sıcak ve güzel bir anlatım.
Ve ne kadar herşeyin eskisi gibi olmadığını göstergesi bu hisler.
Bende çok özlüyorum..eskiden bütün sokaktaki komşularla pikniğe gidilirdi ben çocukken, herkes abla kardeş, anne baba gibiydi.
Eskiden bir çok yaşı büyüğümüz vardı saçımızı okşayan, güzel anılarını anlatan..ve şimdi birer anı olan.:(
Çok güzel bir yazıydı, yüreğinize sağlık. Sevgiler...

ALİ EKBER ÇELİK dedi ki...

harika bir anlatım insanı geçmişine götürüyor
paylaşımınız için teşekürler

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

ONUNCU KÖYÜN ADAMI;
Ne kadar haklısınız.Her hafta sonu annem hasır sepet içine kuru köfte ve patates kızartması,poğaçalerı yerleştirir hiç üşenmeden komşularla pikniğe gidilirdi.Yazları ise denize.Cicianne kavramı vardı.En yakın komşu teyze seçilir ve ona cicianne denilirdi;yani anne yarısı.Şimdi böyle samimiyetler kalmadı.Yabancıyız herkese,en fazla da kendimize.
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.Sevgiyle kalın..

ALİ EKBER ÇELİK,
Bloğuma hoşgeldiniz der, yorumunuz için teşekkür ederim.

ramazan dedi ki...

Döndüm yine baktım fotoğraflarına.O kadar tatlılar ki, sarılasım geldi.

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

RAMAZAN BEY,çok teşekkür ederim.Dedeciğim ebedi istirahatinde ama oradan da beni izlediğine eminim.Anneannem ise hep şükürde ve hala fotoğraftaki gibi kırmızı yanaklı nur yüzlü.Resim karesinden içeri girip ben de sarılmak kokularını içime çekmek istiyorum.Tekrar teşekkür ederim.Eminim sizin torunlarınızda sizi çok seviyor ve içleri titriyordur.Sağlıcakla kalın.Sevgi ve saygılarımla.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...