babalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2010 Salı

BİR-İKİ BİR-İKİ İZMİR İZMİR







Karşımda babam ritim tutuyor , tv de Candan Erçetin Vardar Ovasını söylüyor ,ben eşlik ediyor bir yandan yazıyor, BAlkız bu şenlikte anneannesinden masal dinliyor...Bugün saat 17 e doğru indik İzmir'e. Oradan arabayla doğru Özdere'ye. Özlemişim hem de çok. Hem gözüm hem gönlüm dinlendi. Mandalina bahçeleri, bellenmiş toprak, zeytin ağaçları...İstanbul'un neminden sonra burası sıcağa rağmen cennet geldi bana. Balkız yolda üzmedi beni. İlk defa büyüdüğünü hissettim. Öğle uykusu uyumadığı halde saat 23.55 ve hala ayakta !

Memleketimin , anamın, babamın , evimin kokusunu çekiyorum içime taa en derinlere ki hiç çıkamasınlar diye..

13 Temmuz 2010 Salı

VİCDAN


Balkız sekiz buçuk aylıktı full time çalışmaya başladığımda. Kendi ofisimin yanında iki firmanında hukuk müşavirliğini yapıyor, istekleri doğrultusunda tüm gün mesai harcıyordum. Ofis, şirket ve adliye arasındaki koşuşturmadan sonra eve geldiğimde ilk zamanlar Balkız yokluğumu pek hissetmediğinden bakıcı ablasının kucağından bana atlama talepleri olmazdı. Burulurdu içim , için için.. Annelerin arkasından ağlayan çocuklar her ne kadar üzüntü verici bir durum yaratsa da isterdi içim, için için...Zaman içinde Balkız büyürken, ablasının kucağından bana uzanmaya, sonraları boynuma kafasını gömüp yarım saat koklamaya vardı. Mutluydum. Çocuğum yokluğumu hissedip beni özlüyor diye. Bencilce bir annelik dürtüsüyle. Şimdi ise Balkız nerdeyse 4 yaşında ve bazı günler ofise gideceğim, annem gelsin, annem yedirsin, annemle oynayayım v.b diye uyandıktan sonra babası ve ablasına olmadık eziyetler yaşatıyor. Mutlu muyum? Hayır. Her gün olmasa da onun bazı günler böyle huzursuz ve mutsuz olması benim kendimi kötü ve rahatsız hissetmeme yol açıyor. Bugün onlardan biri. Saat 11.00 de konuştuğumda ofise geleceğim, sen nerdesin,yanımda ol, benle oyna cümleleri içeren ağlama arası diyologlar yaşadık. Bir an ofiste volta atıp düşündüm eve gitmeyi, onu huzura ve mutluluğa boğmayı. Ama randevular,telefonlar,yapılacaklar.....Kızımdan önemli değil hiç biri diye düşünürken aklım ve vicdanımı kavga eder halde buldum. Biraz sakinleşeyim, bir çay.. Yarım saat sonra açılan telefonda kızımın ablasının saçlarını okşayarak su içiyor olduğunu ve tüm fırtınanın dindiğini öğrendim. Sıkışan içim biraz dindi. Tekrar tekrar düşündüm. Kızım doğduğundan beri sorduğum soruya yeniden cevap aramaya çalıştım. Annelik neydi ? Annelik nasıl bir şeydi? Annelik= ???? Cevap olarak aklıma ilk gelen hep "vicdan" , "sorgu" , " endişe" ve pek tabii ki "mutluluk". Bu sorgu sual bitecek gibi görünmüyor. Değil mi ki annem hala keşke senin ismini Zühre değil de başka birşey koysaydık, pek eski bir isim oldu diye kahreder kendini ve ben de hala ismimi çok sevdiğimi zikretmek zorunda kalırım yıllardır :)) Ve daha pek çok şey için vicdan yapar durur , hatırımızda bile olmayan.


Günün geri kalanı sakin bir liman. Bakalım bir sonraki lodos ne zaman ?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...