3 Nisan 2013 Çarşamba

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ







Haftanın bir günü aynı mahkemenin kapısından saat itibariyle 9.30 da girip 16.30 da çıkıyorum. Benim işim hep o mahkemeyle dolayısıyla da aynı Hakimle. Hakim Bey önemli; hem de çok! Oldukça despot ; arada samimi olma çabaları gösteren çıkışları despot yapısını delemeyecek kadar da zayıf . Ama kaçarı yok; haftanın bir günü teşrik-i mesai zorunlu. Kulakları duymadığı gibi yaza doğru emekli olacak olması dosyalara olan eğilimini de etkiliyor. Gözlem gücümün kuvveti etkilemiyor; o avukatları hiç mi hiç sevmiyor! Çoğunlukla davalı tarafta yer alan benim karşı masamda , bu sefer çok genç bir avukat bayan yer alıyor. Giyimi oldukça modern bu genç avukat kendine güvenini ifade eden vücut diliyle biraz da rüzgar estirerek masadaki yerini alıyor. Ne hoş! İlk zamanlarım aklıma geliyor. Kalbim çarpardı masadaki yerimi aldığımda. Savunmamdaki önemli hususları unutmamam için dilekçem önümde , ağzımdan çıkacak kalbim ve uğuldayan kulaklarımla sesimi zar zor duyabilirdim; ya da öyle sanardım. Genç avukat ismini söyler ve Hakim zapta geçirirken önce vekaletnamesi olup olmadığı sorgulanır. Hafif bir panikle yetki belgesi sunulur . Bu sefer dosyadaki başka bir aksilik göze çarpar ve Hakim bu eksikliğin birkaç celsedir tamamlanmamış olduğunu despot yapısının bulaştığı ses tonuyla tükürürcesine zikreder. Genç avukat, hukuk bürosunda yeni çalışmaya başladığını bu eksikliğin diğer avukatların sorumluluğundan kaynaklanmış olabileceğini özgüven içerisinde, sesi dahi titremeden vurgular. Hakim ısrarcıdır. Eksiklik ısrarının yanında , genç avukatın mesleğini icra koşullarını sorgulayıcı, kınayıcı ve biraz da alaycı bir şekilde eleştiriye döker. Genç avukat da ısrarcıdır.Yine aynı özgüven içinde fakat giderek agresifleşen bir ses tonu ile Hakime kafa tutar. Hakim " kes tamam !!! " diyerek zaptı yazdırmaya başlar.

            " Gereği Düşünüldü: Davacının Davasının REDDİ' ne......".

Göz ucuyla bakabildiğim genç avukatın titreyen elleriyle çantasını zor toplayabildiğini görüyorum. Ne kötü bir gün onun için; hem de çalışmaya başladığı ofiste belki de ilk duruşma gününde böylesine önemli bir davanın onun elinde kaybedilmiş olması....

Yıllar öncesine gidiyorum ; mesleğimin ilk yıllarına... Ünlü bir ceza avukatının ofisinin icra departmanında işe başladığım yıllardı. İcra işini sevmezdi ve o departman avukat olarak benden sorulurdu. Ben ise ceza'ya baygın genç bir avukat. Benim Ceza'ya olan baygınlığımı bildiğinden çok büyük davalara beni de yanına katardı Üstat. Ne davalara tanıklık etmiştim onunla.Celse biter bitmez benim büyülerimi bozmak istercesine nasihata başlardı; " Ceza işi kadınlara göre değil güzel kızım,sakın ha!!! Korkuturlar , zorlarlar ; daha aklına gelmeyecek şeyler yaşarsın...Gerek yok!!! At hırsızlarıyla işin olmasın sakın". Başım hafif önde , dağılmaya yüz tutmuş büyülerin bulutlarını toplamaya çalışıyorum zıplayarak; çaktırmadan". 

Çok yoğun geçecek bir günün sabahında Üstat odasına çağırır. Bugüne yetişmemiz çok zor görünüyor. Filanca yerdeki ağır cezaya senin girmen gerekiyor.Ama karar duruşması bugün. Savcı konuşacak, mütalaa verecek. Hakim sana söz verdiğinde diyeceksin ki " savunmanın genişletilmesini talep ediyoruz, delil sunacağız". Böylelikle kararın o celsede çıkmasını engelleyeceksin...
 Ahh!!! Ben bu kısmı bilmiyorum . Film izler gibi izlemişim bu zamana kadar ceza davalarını."Savunmanın genişletilmesi"  ne demek ? Ya sırasını kaçırırsam, ne zaman söyleyeceğim????? diye düşürken koltuğumun arasına sıkıştırılan dosya ile kapının önündeyim . Adliye yolunda okuduğum duaların sırası bile şaştı. Duruşma salonundayım. Aman Tanrım ben yine hacze çıkayım, vazgeçtim ceza işinden Allah'ım, söz veriyorum buradan bir halt yemeden çıkayım, bir daha hayal mayal yok.Temiz iş icra işi.   Gidersin hacze kaldırırsın oralığı . Hoş orada da dayaktan son dakikada kurtulmuşluğum , hafif tartaklanmışlığım , bolca küfür yemişliğim ve hatta silah doğrultulmuşluğum var ama alışmışım ben buna . Ama buna HİÇ!!! Titriyorum. Savcı mırıl mırıl bişeyler söyledi; duymuyorum . Hakime bakıyorum o da ancak birbirlerinin duyacağı tonla mırıldanıyor . Ben bir ona bir savcıya bakıyorum, küçük bir serçe gibi .Ne zaman diyeceğim dosya üzerine karaladığım "Savunmanın Genişletilmesini talep ediyorum..." u ???  Derken, Hakimin "GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ" sesiyle irkildim. Bir dakika , bir dakika ama bana söz vermediniz dedim; içimden. Sesim çıkmadı,çıkamadı; içime kısıldı.

 ".......'ın TCK nın .... maddesinin ...fıkrasının ...bendi uyarınca 20 yıl HAPSİNE........". YİRMİ YIL!!! Sanki dünyadaki tüm sesler sustu, hakim megafonla kulağıma böğürdü. YİRMİ YIL!!!! Başım döndü, midem bulandı... Duruşma kapısının önünde elimde duruşma zaptıyla bir başımaydım. Dünya yıkıldı üzerime. Ayağımı atmak istiyorum; olmuyor. Biri betonu kırsın diyorum ;yine içimden. Dünyanın en şapşal halinin o andaki tek örneğiyim. Birkaç saat ne yaptım hiç bilmiyorum.Sanırım Saat Kulesinin altında oturmuş olabilirim, Bolulu Hasan Usta'ya da gitmiş olabilirim.YKM den bir çanta da almış olabilirim; ama hiç birini hatırlamıyorum. O tarihlerde cep telefonu icat edildi mi onu da bilmiyorum; ofise gittiğimde meraktan deliye dönmüştü Üstat. Benden önce haberim gitmiş olmalı ofise. Üstat beni görünce ellerimden tutup oturttu . Eyvahhh dedim; yine içimden. Bana bir çakacak herhalde ,öteki elimden güç alacak bir yerlere çakılmayayım diye. Baktım endişe içinde yüzüme bakıyor ve konuşuyor. Neden sonra duymaya başladım sesini. " Kızım üzülme, zaten kararı geciktirmeye çalışıyorduk . Bizimki nafile bir çaba . Sonuç belliydi ; zaten böyle çıkacaktı karar . Senin bunda bir kusurun kabahati yok...." Sarılmışım Üstat'a salya sümük. Umrumda değil ceketinin gözyaşı ve sümükle karışmış hali.

Dudağımla gülümsemeyle salondan ayrılırken gözlerim genç avukatı aradı. Teselli adına söyleyeceğim birkaç cümleye ihtiyacı olmalı diye düşünürken , ıslanmaya yüz tutmuş gözlerle yanındaki avukata heyecanla birşeyler anlatırken, mübaşirin beni çağıran sesiyle duruşmaya geri dönmek zorunda kaldım.





9 yorum:

Newbahar dedi ki...

Bi solukta okudum mu demeli, izledim mi demeli, o mahkeme salonunun, mübaşirin önünde bir kaç kere geldim geçtim mi demeli!...

Zor, çok zor işiniz. O adliye denen binanın içine bir kere girenlerin işi çok zor.

Yinede her meslekte çaylaklara yardımcı olmalı, hevesleri kırılmamalı. Gerçekten insan kırmak ne kadar basit :(

Newbahar dedi ki...

Bi solukta okudum mu demeli, izledim mi demeli, o mahkeme salonunun, mübaşirin önünde bir kaç kere geldim geçtim mi demeli!...

Zor, çok zor işiniz. O adliye denen binanın içine bir kere girenlerin işi çok zor.

Yinede her meslekte çaylaklara yardımcı olmalı, hevesleri kırılmamalı. Gerçekten insan kırmak ne kadar basit :(

lale dedi ki...

Canım Zühre

Ne zor olur,mesleğin ilk günleri...Hep yanlış yaparım kaygusuyla kaçınılmaz olarak yapılan yanlışlar...Niyeyse herkes de zaten o yanlışın yapılmasını bekler gibi bakar:))ya da öyle gelir insana...

Şimdi bu yazını okudum ya,okurken başka yazın geldi aklıma...Hani şu karar aşamasında, savunma makamını dışarı çıkaran hakime iddia makamı da dışarı çıksın dedğini anlattığın yazı,hatırladım ve güldüm yeniden...Cadıııı:))

Öptüm seni çook

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

:)))))) Ay Lale ablamm, valla ben de güldüm :)))) Bazen öyle zamanlarda öyle çıkışlar yapıyorum ki cadı deme de ne!!!! :D

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Newbaharım; hep derim Allah düşürmesin buraya diye, gerçekten zor.Zor çünkü hukuk devleti kavramı pek sağlam olmayan devletlerde hakim-avukat-davalı-davacı taraflardan hiç birinin mutlu olma imkanı yok :((

Sinem dedi ki...

Ahhh ahh ilk duruşmamı hatırladım...

Zeugma dedi ki...

Ne kadar akıcı yazmışsın Zühreciğim. Merak içinde, bir solukta okudum ben de.
Zor bir mesleğin içindesin.Bu zorluklara bir de hakimlerin çıkardıkları zorluklar eklenince dayanmak için büyük bir sabır gerekiyor sanırım. O genç avukat hanım için üzüldüm üzülmesine de senin varlığının ve sıcak yüreğinin ona eninde sonunda derman olacağını düşünerek hafifledim.
Ne mutlu bu mesleğin içinde sen ve senin gibi yüreğiyle, insan olduğunu unutmadan yer almış olanlara..
sevgilerimle canım zühreciğim...

Not: Yeniden yazmaya başladığına çok sevindim....

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Zeugmam, yazmayı ben de özlemişim :)
Kocaman sevgilerle!

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Sinem; merhaba! Hoş geldin :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...