9 Kasım 2009 Pazartesi

AÇILIM

Bugün haberleri seyrederken Berlin Duvarı'nın yıkılışının20. yılı olduğunu öğrendim ve 20 yıl geriye gittim. On yedi yaşında lise son sınıf öğrencisiydim. Herşeye, en fazla da öğrenmeye aç ve meraklı olduğumuz o yaşta bu gelişme hepimizi çok ama çoook etkilemişti.TRT de izlediğimiz doğu bloktan batıya kaçışı konu olan filimlerin artık tarih olduğunu düşünüp, böyle bir olaya tanıklık etmenin sonsuz heyecanını yaşamıştık. Mutluyduk, heyecanlı ve umutlu.Şimdikinden çok daha fazla. Beş alytı yıllık planlar yapar evlilik tarihlerimizi bile ayarlardık. Naiftik.Konuşacak ve tartışacak çok şeyimiz vardı.Hep münazara halindeydik. Konuştukça,tartıştıkça kendimizi daha iyi hisseder, memleketi daha iyi hale getirecek( o zamanlar kurtarılması gereken bir memleket olduğu düşünülmezdi) aydın kafaların bizler olduğunu düşünür yarınlar için endişe duymazdık. Hepimiz en nadide üniversitelerin yine en nadide bölümlerine girmiştik. Kendimizle gurur duyardık. Artık üniversiteliydik. Zaman geçti mezun olduk ve hayata atıldık. Yıllar yıllar geçti.Değişen zamanla birlikte değişen Türkiye'de de pek çok değişime tanık olduk.Kimine üzüldük kimisine sevindik. Ama üzüldüklerimizin sayısı daha fazla oldu. Eski heyecanları ve umutları taşımaz olduk. Geriye dönüp baktığımda ise değişen yalnız biz değiliz. Bu değişimin sebebi de tek başına biz değiliz. Değişen, geçen yıllarla birlikte teknoloji,ve tüketimde sınıf atlayıp birinciliğe oturan ve fakat fikir bazında medeniyeti yakalamaktan çok uzaklaşan Türkiye. İzliyoruz hep birlikte değişimin ters açı ile dönüşümünü. İnatla, tüm tenkit ve korkuları haklı çıkarır tavırlarıyla değişimin onların verdikleri ad ile "açılım" ın 10 Kasım'a denk gelişini. Mağrur,kifayetsiz ve çirkin yaklaşımlarını. Kim inanacak samimiyetlerine, gözümüze soka soka ,batıra batıra güttükleri amaçlarına. Her zaman söylüyorum; zamanında sağ-sol çatışmasının bile vermiş olduğu trajideleri aratacak yaklaşım ve gidişat içerisinde olduğumuzun farkına varmadıkça "açılım" bizlerin hayatında tam bir açmaz haline gelecek, belki de ülkemizin kaderini değiştirecektir.

4 yorum:

zeynep dedi ki...

blogun teması o yeşillik öyle güzelki yazamadan geçemiycem..

çoban yıldızı dedi ki...

Teşekkür ederim Zeynep, hoşgeldin.

Kayıp Söz dedi ki...

Kader
Bunamış bir aciz körlüğün, elindeki hayat oyuncağından bahseder gibisin şimdi dostum. Ne dersin artık kendi kaderlerimiz ellerimizde, korkak bir kaç yüreksizin ardındanmı söylenip duruyoruz sence. Susmak zavallılıktır edebiyatını çok zaman önce gençliğimde yitirmiştim ben. O kadar çok bağırdımki, o kadar çok gözyaşı döktükü adı Melek anam. Şimdi gurursuz bir tiksinçle bakıyorum yer sofrası bezlerine. Ektiğimiz hasatın ötesi berisi yalan olmuş. Biz değiştiremedik ama bak görüyorsun işte, her ayna, nasılda bir benzerini bulmuş. Beddua gibi sanki. Gülsemmi, ağlasammı bilmiyorum. Ne çabuk büyüdük be arkadaşım. Hadi sor bana. Sorda gerçeğimi, düşümü öğren. Galiba ben yine çocuk olmak istiyorum. Çocukken dahamı mutluydu gözlerimizde insanlar. Yada biz oyun gibimi bakardık gerçeklerimize. Her ütopya çocukluğunumu özler. Özlermiydik soluklarımızı. Özledim be arkadaş. Çok özledim.

Ahmet

yeliz dedi ki...

saygı duruşuna bile sap gibi dikilmek denen bir adam var başımızda, daha ne olacaktı!! bugün açılım, seneye açılımın yıldönümü kutlanır 10 kasım. unutturulmaya çalışılıyor, öyle net ki!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...