16 Nisan 2010 Cuma

YİNE BİR FİLM !


Geçen perşembe yine bir festival filmi için sözleşildi. Kadro aynı. Ben ofisten geçeceğim hiç eve uğramadan ki Balkız tam bulmuşken kaybettim duygusu yaşamasın. Ancak akşama doğru Bekir Ağabeyi'nin sürpriz toplantısı üzerine biz de lisede okuyan yeğenimizi üçlüyü tamamlamak üzere aramıza kattık. Buluşulup , Ada Kitapevindeki tüm kitaplar talan edildikten sonra Saray Muhallebici'ye gidildi. Ben henüz bu yeni yerlerine alışamadım . Aklım ve mevcudiyetim öte yanda kaldı. Yeni yerleri daha büyük ve çok katlı olmasına rağmen sevip, ısınamadım bu yere. Neyse film Atlas Sineması'ndaydı. Gala filmi, aynı zamanda Altın Lale için yarışan filmlerden biri. İçeri girdiğimizde ışığı gözümüze gözümüze giren kameralar ve pek çok tanıdık sima vardı. Bizim ufak yeğen bayıldı bu duruma. Hemen salona yönelmemize engel olmaya çalışıp ortam gözleme çalışmaları Esra ile benim hiç duymamış gibi yapıp kendimizi salona atmamızla birlikte sona ermiş oldu. Film başlamadan önce yönetmeni ve baş rol oyuncusu çıkıp kısa bir konuşma yaptı. Yönetmenin adı Tsai Ming-Liang . Daha önceki yıllarda İstanbul Film Festivali Altın Lale kazanmış. Konuşmasında komite üyesi olduğunu düşündüğümüz bayana neden bu filmini seçtiklerini anlayamadığını, çünkü bu filmin anlaşılması zor ve ağır bir film olduğunu, yarıda çıkmak isteyeceklerin hoş karşılanacağından bahsederken Eyyyyvaaaahhhh!! dedik. Komite üyesi bayan da cevap olarak yarışmaya katılan filmlerin seçilirken sanat ağırlıklı olmasına önem verdikleri cevabını duyunca da yandık gülüm keten helva şarkısını mırıldanmaya başladık. Birden içimin daraldığını hissettim. Sen tüm gün koş , yorul, bayıl , ayıl ; eve gitmek varken bırak gül gibi evladını düş sanat yollarına..olacağı buydu dedim kendime.

Filmin orjinal adı LIAN, türkçe adı SURAT . 2009 Tayvan- Fransa- Belçika- Hollanda ortak yapımı. Fransızların tiyatro kökenli ünlü kült oyuncu Jean Pierre Leaud, Jeanne Moreau' nun yanı sıra ünlü model Laetitia Casta ve yönetmenin 20 yıldır her filminde yer alan Çinli oyuncu Lee Kang- sheng var. Louvre Müzesi tarafından ısmarlanmış olan film başladı..İlk 20 dakikasında içimdeki sıkıntı tavan yapmaya başladı. Bir türlü konu yok ortada. Herşey kopuk kopuk ve absürt. Bizim ufak yeğen hafiften hafiften kıpırdanmaya başladı. Yarım saat sonra ufaktan ufaktan seyirci çıkışa doğru kayıyor...Üstüne bir de müstehcen sahnelerin çokluk göstermesiyle birlikte bizim yeğen yüksek sesle söylenmeye başlayarak kafasına montunu geçirmez mi? Gülelim mi ağlayalım mı ne yapacağımızı şaşırdık. Bir yandan montunu çekiştiriyor Esra bir yandan rahat dur ikazları veriyor. Ama yeğen ortamdan fena derecede koptu. Sürekli sapık mı bunlar, Allah cezalarını versin , öffffffff , ufffff , bayıldım , sıkıldım, ne biçim film bu ile devam eden söylenmeler... Çıkacağız ama öyle bir yere oturmuşuz ki tam orta sıra, ara yer. Niyetlenip niyetlenip oturuyoruz. Bu arada filmin kaçıp kalkılabilecek yerleri bomboş. Fırsatını bulan kaçıyor. Bir an içim geçti, midem bulandı ve bayılacak gibi oldum.Esra'dan saatin 00.00 olduğunu öğrenir öğrenmez bir refleksle ayağa kalktım Hadi ! dedim. Çıkarken yönetmenle burun buruna geldik; salona giriyordu. Filmin de son kareleri olduğunu böylelikle anlamış olduk.

Yolda aklıma üniversitede yaptığımız "Sanat sanat için midir yoksa sanat halk için mi yapılmalıdır " tartışmaları geldi. Galibi olmayan bir tartışma bu. Ben o yıllarda her ne kadar "sanat sanat için yapılır " tezini savunsam da geçen yıllar ve sanata bakış açımdaki değişimler sonucu sanatın kendisiyle birlikte onu izlemeye alanları hassas terazi dengesiyle bir arada tutması gerektiğine ve gerekliliğine inanır oldum. " Sanat ne bir oyun ne de bir eğlencedir. O ancak ruhun dışarıya vurarak kendisinin göstermesi ihtiyacıdır." demiş E.G. Benite. Sanatın kendini teşhir ederken onu sahiplenecek varlıklara ihtiyaç duyması, bu gereksinme çabası boşa değil, sanatın tamamlayıcısıdır adeta.

29. İstanbul Film Festivali 18 Nisan' da bitiyor. Seneye daha fazla film ve yorum yapmayı arzu ederken herkese bol sanatlı günler dilerim !

18 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Zührecim, bu sanat filmlerinden Altın Portakal'ın Uluslararası bölümünde de bol bol vardı. Sinemada belli bir düzeyi aşan filmleri severim ama bazısı izlenemiyecek boyutta oluyor. Bir kaldırım boyunca yürüyüş 10 dakika mı gösterilir kardeşim:)) Lakin eleştirileri okuyunca da kendini salak hissediyorsun, hımm, ben pek alt düzeymişim, bak bunu anlama kapasitem sıfırmış, tüh bana, ayıp bana, kessinler beni, assınlar beni falan oluyorsun:)) Bence hepsi numara, aslında beğendiğini yazan eleştirmenler de bi nane anlamıyor ama sırf seviyelerini yüksek tutmak için anlamış ve beğenmiş ayağına yatıyorlar. Boşver, biz yine makul düzeydekileri izleyelim, abartılı sanat filmlerini yüksek eleştirmenlerimiz boş salonlarda seyretsinler.
Sevgiyle kal canım...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Leylakcığım ne güzel anlatmışsın! Gerçekten de öyle.Eleştirilere bakıp bakıp hayıflanmamak elde değil. Benim sanat anlayışım ve kapasitem bu kadarMIŞ diyor insan :))Zor anlaşılan herşey yüksek sanat ürünü olarak sunuluyor.
Sağol Leylakcığım. Haklısın biz bu filmleri onların yüksek anlayışlarına bırakalım.

Sevgiyle kucaklıyorum seni.

Guven dedi ki...

Ey Tanrım; sanat için ne büyük fedakarlıklar yapılıyor ya :))

Sizi kutluyorum Zühreciğim :))

Asuman Yelen dedi ki...

Sanat sanat için mi yoksa halk için mi yapılır tartışması bana da abes gibi geliyor. Halk için derken yüksek sesli mesaj kastediliyorsa, bence sanat için yapılanın da kendine göre mesajı var. Sanata değer veren toplumlara, ülkelere bakarak görüyoruz ki ne için yapılırsa yapılsın,halkı aydın, özgüvenli,mutlu, duyarlı ve hoşgörülü insanlardan oluşmakta. O halde böyle bir tartışmaya gerek bile yok.(Bana göre)
Bu arada keşke gittiğinize değseydi Çoban Yıldızı. Neyse bir dahaki sefere...
Sevgiler Canım...

Zeugma dedi ki...

Balkız'a boşu boşuna yazık olmuş desene !!
Demek bu kadar berbat bir filmdi. Çok şaşırdım doğrusu. Onca emek ve para bir hiç uğruna israf edilebiliyor ve ''sanat yaptıkları ve ödül kazanacakları'' düşünülebiliyormuş gayet rahat..
Senaryo diye bir şey yok anladığım kadarıyla. Hay Allah ya. Valla sen anlattıkça benim de midem bulandı , afakanlar bastı Zührecim..
Neyse yönetmen ve başrol oyuncusunu görmüşsünüz bari diyorum :))
Sanat denilen şey tabii ki de ardından hayranlık duyarak sürüklenen varlıklara ihtiyaç duyar..
Bir daha değerli vaktini harcama böyle filmler için diyor, seni çok öpüyorum ...

Sevgilerimle...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Böyle durumlarda en çok zamanıma acıyorum ben.Sanat adına yapılan herşey, her zaman sanat olmayabiliyor.Senin ve Balkız adına üzüldüm çoban yıldızım.Uyusaydınız filmde :))))

Sevgilerimle canım

JİVAGO dedi ki...

Seyretmemiştim, yazınız ve yorumlardan sonra seyretmeme kararına
vardım. Teşekkürler..Sevgilerimle

laleninbahcesi dedi ki...

hatta münazarasını yapmıştık ve sanat toplum içindir diyerek kaznmıştık münazarayı .

Zührecim yalnız bununda ,iki tarafı keskin bıçak, toplum içinde yapacağız derken zıvanadan çıkayorlar örnek; ivedik filmleri.

Festivalden uzak kaldım bu yıl.
Selam ve sevgi ile Balkıza öpücükler...

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Bloglarda en sevdiğim şey film ve kitap tanıtım postları oluyor. Onları bize aktarmak, zamanımıza katkı sağlayan bir nevi eleme gibi geliyor. Yani zaman tasarrufu:)))
Zaten boş bulunup giden seyrediyor sonra yazıyor bize de gidip gitmeme konusunda bilgi veriyor.
Biraz bencilce oldu (mu?)
Zühre'cim balkızın saatlerini alan filmi görmeseydin belki aklın kalırdı, olsun canım arada böyle olur dimi!
Balkızı ve seni çokca öperim...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Geciken cevaplarım için af diliyorum sizlerden sevgili arkadaşlarım.İşlerin yoğunluğu ve İzmir'den gelen misafirlerin varlığı bilgisayara bakmamı engelledi bir süre.

GÜVENciğim, sen büyütmüşsün prensesleri unutursun tabiiki fedakarlık zamanlarını, sıkıştırılmış saatleri... :)) Kocaman sevgilerle !

ASUMANCIĞIM; haklısın; doğru işlerin verdiği mesajlar hep doğru adreslere varıyor.SAnata değer veren toplumların diğerlerinden farkı her daim hissediliyor.
Sevgilerle canım!

ZEUGMAcığım;haklısın; filmi izlerken hep düşündüm onca emek,tonla para ve bir sürü umut. Acaba bittiğinde yönetmene neler hissettirdi bu film diye. İyi şeyler hissettirmediği daha doğrusu vermek istediği mesajı istediği şekilde anlatamadığı yönetmenin konuşmasından anlaşılıyordu.Ne yapalım, anı oldu deyip hatırlayalım :)))

Sevgiyle kucaklıyorum canım benim !

Sevgili DALGALARI AŞMAK ; evet yaa zaman ne kadar önemli ve değerli. Ben de en çok ona üzülüyorum.Sevgilerimle canım benim !

Sevgili JİVAGO; ben insanı konu alan, hayatın içinden filmleri çok seviyorum. Güzel filmlerde buluşalım diyorum. Sevgilerimle !

LALECİĞİM; ne kadar haklısın. Halk adına yapılan filmler insanı utandırıyor,şaşırtıp bu kadar da olmaz dedirtebiliyor. Kantarın topuzunu ayarlamak çok önemli.
Misafirlerim gitsin arayacağım seni; kahve keyfi yapalım :)) Sevgiyle kucaklıyorum.

YAŞAMIN KIYISINDA,Sevgili Nurcuğum ben de çok seviyorum tanıtım amaçlı yazıları referans olması bakımından.Bizim gibi kısıtlı vakite her şeyi sığdırmaya çalışanlar için iyi oluyor; valla bencilce değil inan :)) Ama haklısın gitmeseydim içimde kalacaktı; kötü de olsa anı oldu bana. Kocaman kucaklıyorum seni!

laleninbahcesi dedi ki...

tam seni düşünürken yorumun geldi ne tesadüf...
Bu hafta tamamen doluyum:))) çalışmayıpda bu kadar dolu olduğum için biraz alay konusuyum ev de ama:))) Önümüzdeki hafta senin uygun olduğun bir gün artiz kahvesinde bir kahve içelim...

Balkızı çook öptüm, müzeye mutlaka gidin bayılacaktır...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Kalp kalbe karşıymış Laleciğim :)) HAftaya buluşmak üzere sevgiyle kucaklıyorum !

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Bende bir çok şeyi unutamıyorum, ama unutmak istiyorum. İlk heyecanımı unutmak istiyorum ki, ilkmiş gibi yaşayabilmek için.
Kalbimin en yerinden çıkacakmış gibi olan halini unutmak istiyorum, yine öyle atsın diye.
Evet hepsi bize ait, maalesefleriyle, keşkeleriyle bize ait..bazı üstümüzden sıyrılıp gitmesi gerekenlerle ve benim artık bana ait olmasını istemediklerimle..
Kalmasını istediğim tek şey alınan ders.
Samimi güzel yorumunuz için çok çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle sevgili Çoban Yıldızı..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Pek tavsiye edilesi film değil demekki. doğrusu ne kadar kötü merak ettim.:)

JİVAGO dedi ki...

Sevgili Zühre , benim blogda
eski bazı yorumlar kendiliğinden silinmiş.Aynı durum sizde de olmuş.

Ben, teknik bir ekipten yardım istedim. bulduklarında sizi haberdar ederim..Sevgi ve saygılarımla

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Sevgili ONUNCU KÖYÜN ADAMI;eğer çok boş vaktiniz olursa ve yapacak hiçbirşey bulamazsanız hımmm yine de izlemeyin derim :)))

Sevgilerle.

Sevgili JİVAGO, çok teşekkür ederim.Siz söyleyinceye kadar fark etmemiştim. Ne iyi olur sorunun çözülmesi.Tekrar teşekkürler.

Sevgilerimle.

Esmir dedi ki...

Hayalkırıklığı olmuş! Çok abartılı sanat filmlerinde böylesine tepkilerle sıkça karşılaşılıyor!..

Ama biz okurlarınızla sinema hakkındaki kritiklerinizi ve eleştirilerinizi paylaşıyor olmanızda fikir edinmemiz açısından oldukça önemli!

Teşekkürler...

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Sevgili ESMİR Hoşgeldin,

Çok teşekkür ederim. SAna film yorumları ve sanatsal olay , faaliyetler ile ilgili harika bir blog önereceğim.

www.sanatnotlari.blogspot.com

Beğeneceğimden eminim.

Sevgilerimle.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...