18 Mayıs 2011 Çarşamba

BALÇIK


Bir Seçim ucuzluğu almış başını gidiyor. Ağzından köpükler saçarak konuşan liderlerin karşısındaki- ler onlardan da beter kudurmuş alkış tutuyor. Tv görüntüleri karşısında bir an galadyatörleri seyreden ve alkış tutan insan manzaraları geldi yüzyıllar öncesinden . Dar ağacına asılacak insanları seyretmek için meydanları dolduran insanların aldığı hazzı gördüm gözlerinde. Acı ve orgazm karışımı bir hissiyat ile olan biteni seyreden insanoğlu. Onların aldıkları zevk karşısında partnerini daha da coşturmaya çalışan partner edasının oluşturduğu zeminsizlik, seviyesizlik ve alaturka taktikleri kaset savaşlarıyla daha da ayyuka çıkmış durumda. Yaşadıkları ülkeyi cennete çevirme vaatlerinin ümitleri kalmamış insanlar üzerinde hiç bir etki yaratmayacağını bilenler , ülkeyi koca bir arenaya çevirme hususunda ant içmiş gibiler. Dallas dizisiyle cinselliğin entrikayla bulaşmış yüzü ile tanışan Türk toplumunun o yıllardaki naif ve bakir halini özlememek mümkün mü? İnternete düşen görüntüler, gizli çekim, kaset görüntüleri izleyenleri doyurmuyor artık. Daha fazlasını isteyecek , gün geçtikçe bu arzu daha da kamçılanacak giderek . Belden aşağı toplum haline gelmenin yarattığı seviyesizliği yukarı çekme çabaları hiç bir işe yaramıyor. Çığ aldı başını gidiyor; önüne geleni kendine katarak ..

Zerafet ile buluşan cesareti , aklı , fikri , çabayı; meydana gelen sonuç mağlubiyet bile olsa ayakta alkışlayan toplumlar için yarınlar bir muamma değildir. Yuhalama, iftira, hakaret, sövme recm ile harmanlanmış savaşların ne galibi ne de mağlubu bellidir. Kaybeden sadece toplumun kendisidir.

13 Haziran sabahı yeni bir Türkiye'ye uyanmayacak kimse. Hiç bir şey bir önceki sabahtan farklı olmayacak. Kirlendiğini farkedebilenlerin çabası ve pişmanlığı bile yetmeyecek; geri dönüşü yok yaşanılanların. Taziyeler sunulur !

14 Nisan 2011 Perşembe

İLK


Böyle miydim ya ben ! Annem beni kapıdan her geçirişinde bir sürü tembihleri de yanıma eklerdi. Yapabileceklerim çoktu ve sanki zamanım pek azdı. Parçalanan dizlerimi pansuman yaptırdıktan sonra aynı hız koşmaya devam eder, denizde kimsenin göremeyeceği kadar açılır, kulaklarım patlama sinyali vericeye kadar dalar, paraşütle atlar, sarp kayalara tırmanır, uçurumlardan korkmazdım. Canım yanmazdı; erkek Fatma lakabının şubesiydim adeta. Doğuma girerken dahi lunaparka gider gibiydim. Dim..dim..dim. Dili geçmiş zaman. Evet geçmiş zaman.

Şimdi , aynı operasyonu daha önce iki kez geçirmiş olan ben üçüncüsü için ilk kez tedirginlik ve sıkıntı hissetti. Kolay itiraf edemese de ilk kez korktu ,endişelendi ve düşündü. Ben bu bene hiç alışık değildi ve yeni tanışmıştı. Hiç ama hiç hoşlanmasa da bu ben yeniydi ve ona aitti. Merhaba demekten ve kabullenmekten başka yapabileceği birşey yoktu.


Hastaneye gidildi. Doktorla konuşuldu ve işlemin yapılacağı yere inildi. Hemşire gidelim dediğinde kocaya bakıldı " O da gelemez mi ? " denildi. Şimdi doğuma bile eşler alınırken benimkinde niye olmasındı. Ama cevap olumsuz olunca kocaya bir daha dönüp bakılmadan kapalı kapıya yönelindi. Baksam buğulanan gözlerde hazır bekleyen yaşlar düşebilirdi. Böyle miydi bu kadın ya ! böyle miydi ? Anne olmakla yumuşayan bu kalp ve ruh bir daha eski haline dönemezdi. Anlaşıldı ve kabul edildi. İtiraz etmenin manası yoktu. İlk defa yavrusu için endişe ve kendisi için korku hissetti; tıpkı annesinin kendisi için hissettikleri gibi . İlk kez keşfetti.



9 Nisan 2011 Cumartesi

AYLAR SONRA..


Evet aylar sonra bakmaktan bıktığım , açılmayan ve koskoca kırmızı bir yazıyla "mahkeme kararıyla kapatılmıştır " yazan bloğum açılmış. Ne sevindim anlatamam. Yazı yazmanın ötesinde yazılarını merakla beklediğim bir sürü arkadaşım var benim. Hepsine kavuşmuş oldum çok şükür !


HERKESE MERHABA !!! demek istiyorum ayrı ayrı, kabul ederseniz...

7 Mart 2011 Pazartesi

BEKLE

Burası adliye, Baro Odası. Ben bir avukat! Saat 11.30 duruşması bekleniyor ve şu an saat 13,50.
Ben bir avukatım, adalet tecilli edecek, bekliyorum........

20 Şubat 2011 Pazar

OFF 2


Bundan bilmem kaç ay evvel yine bir pazar koca bir OFF çekmiştim sizlere. Şimdi yine içimde koca bir off var. Dün sabah Hati elinde bavulu gözünde yaşı ile çaldı kapımızı; " bitti" diyerek. Omzumda içinde kalan yaşları da akıttıktan sonra biraz daha rahatladı. Dışarı attık kendimizi. Gidilecek en iyi yer olarak da yakınlardaki bir alışveriş merkezini seçerek. Balkız olmadan önce soğuk hak getire idi. Şimdi kapalı yer mucidi olup çıktık. Reis, yeni fırın diye tutturdu; koca alışveriş merkezindeki Elektro World'u bulamayınca çocuklaşıp hadi gidiyoruz dedi. Balkız elimde Reis önümde ben iki çocuklu kadın ruhiyatında, cinler tepemde !! Bu sefer başka bir kapalı mekana uçuş yaptık. Reis hemen fırınların yanına; kaptı eline koca bir fırın yapacağı yemekleri ve böreklerin hayaliyle coştu. Benimde içimde coşmuş koca bir OFF ile peşinde..


Bu sabahta aynı OFF içimde daha büyük ve çöreklenmiş bir halde..Çıkalım bakışlarını anlayan Reis hemen pencereyi açtı "baaakkk ne kadar soğuk, donarız" . Dedim çıkalım, boğaza gidelim hatta dingil nereye dönerse oraya; yemek yiyelim avarelik, serserilik yapalım hatta ......." .Reis korktu benden ve ben de var olduğu çok açık potansiyel serserilik hallerinden. Cevap "Cıııkkk!"


Balkız Hati ile masal seansında,Reis belgesel kanal turlarında, ben se evrak çantası içerisinde beni bekleyen dosyaları elime almamak için bi mutfak bi tuvalet arasında dolanmakta.. Bir OFF çeksem karşıki dağlar duyar mı desem , valla Moskova'dan bile duyulur da ....ne yazar !

8 Şubat 2011 Salı

HALA




Akşamdan kalmayım bugün
Sabah olmayacak asla !
Bak her yer karanlık
Işıksızım...

Hala



Git derken kalmanı
Giderken tutmanı dilemek..
Med- cezir hayatım
Tutunamadım...

Hala



Hep yanan umudun kaynağı
Ben!
Kaçak! Sen..
Hiç olmamış hayatın
Hayali bekliyor

Hala





ZÜHRE
















11 Aralık 2010 Cumartesi


Ahmet Kaya ile liseli yıllarda tanıştım. Dinlediğim müziklerden çok farklı "özgün müzik" etiketliydi ama yüreğime değdi. "Ağlama Bebeğim" albümünü ağabeyim ile birlikte tüm gün dinler, bıkmazdık. " Hasretinden Prangalar Eskittim " ile hüzünlenir, yarınlar için umut beslerdik. Kürt olduğunu bilmez, ilgilenmezdik. Sol yanı ağır basar, bizi buradan yakalardı. Yurt dışına çıkmaya zorlanan ve hatta zorla gönderilmesine sebep olan hadiseler o gün de , bugünün Türkiye'sinde de makul sebepler değildi; bana göre. On yıl önce ölüm haberini Türkiye'den de önce yakın arkadaşına gelen telefon haberi ile aldığımızda gözyaşlarına boğulmuştuk. Hak etmemişti, erken ve ülkesinden çok uzakta olan ebedi ayrılığı.

Bugün köprülerin altından çok sular aktı. Sular durulmadı, temizlenmedi de. Ancak o gün Türkiye'si ile bugünkü arasında çok şey değişti. O gün kendisini yurtdışına apar topar çıkartan, def eden devlet bugün cenazesinde kendisini anacak, hazır olacak ; tam kadro. Muhalefet ise yok!!! Nasıl? Neden? Bu bir günah çıkartma mı? Sorulara verilecek cevaplar hazır ama samimi değil. İnandırıcı hiç değil. Bu anma toplantısını Türk-Kürt savaşının durmasına katkı sağlayacak bir adım, politik tavır ve oy taktiğinden uzak, basiretli ve objektif devlet adamlığı tavrı olarak tarihe geçmesini arzu ederdim. Türkan Saylan'ın mevcut iktidarı ve yarattığı sinerjiyi eleştiren tavrı sebebiyle Türkiye' ye katkıları gözardı edilerek cenazesine bir Allah'ın kulu iktidar mensubu devlet adamının yokluğu, yapmaya çalıştıkları şeyin hayrını (!) görmeme engel oluyor.


İnandırıcılıktan yoksun, mayınlı politik tavır ve söylemlerin yer aldığı ve mide bulandırdığı gündem içinde , yumurta ve yuhalanma ile karşılanan devlet adamlarının korkulu rüyasının ne yazık ki herkesten fazla gerçeği analiz edebilen üniversite gençliği olması ne kadar hazin verici.


Bugün oturdukları koltukları boşalan yerden dolduracak mülkiyelilerden aldıkları cevap yarın Türkiye'sinde günışığının daha aydınlık ve ferah olacağının cevabıdır ve bizim umudumuzdur.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...