
Öğlen çıktım adliyeden. Havasızlık ve ter kokularından bayılmama çeyrek kala bitti duruşmalarım . Arabaya biner binmez son ses açtım teybi; içimdeki gürültüyü bastırmak adına. Rock dan her daim keyif almama rağmen hiç öyle son ses açık teyp dinleyicisi olmadım. Bas'ın davul ile flörtü caz armonileri ile daha hoş gelmiştir bana hep. Ama bu sefer iyi geldi bangır bangır müzik sesi... Hiç iyi bir hafta geçirmedim. Ev reisinin rahatsızlığının ayak seslerini saymazsak yaklaşık yirmi günü bulan rahatsızlığı artık üzerimde ve ruhumda bir türlü aydınlanmayan gökyüzü depresyonu oluşturmaya başladı. Daralan içimi ferahlatacak çıkar yol uzakta mıdır yoksa yanı başımda da ben mi göremiyorum. Etrafımdaki insanların sabrıma ve güleryüzüme methiye düzmeleri bile sinirimi bozmakta. Ben boynuzları çıkmış bir şeytan olmak istiyorum,elinde tırmığıyla. Birilerinin poposunu dürtükledikçe kahkaha atma hallerinin hayali bile zevk veriyor. Sabahlara kadar sokaklarda sarhoş dolaşmak ( hiç içmem ), sahillerde uyumak ( üşürüm) , nereye gideceğimi bilmeden gitmek istiyorum burdan ve mümkünse kendimden ve herşeyden. Biliyorum bu bana hiç yakışmayan bir yazı oldu ama ben bu denetimli , sorumlu, pozitif ve herşeyi tolore eden halimden uzaklaşıp bana hiç de yakışmayan şeyler yapmak istiyorum. Hiç kimsenin benden beklemediği şeyleri...





