24 Aralık 2009 Perşembe

SANSÜR


Bu akşam kanalın birinde Yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun çok isteyip de gidemediğim filmi "Yumurta" gösteriliyordu. Aman ne sevindim ! Film Yusuf'un hikayesi. Yusuf'un annesi ölür ve Yusuf cenazeyi kaldırmak üzere memleketine döner. Ee adam üzgün haliyle. Elinde de sigara mütemadiyen. Diğer kanallarda görmeye alışkın olduğum sigara üzerine düşen füluğ karartmayı beklerken bu sefer sigara üzerini örten bir çiçek. Önce anlayamadım. Ama Yusuf sürekli sigara içtiği için ekranın ortasında gezinen bir çiçek. Hem de rengarenk. Bir bakıyorsunuz sarı bir papatya, bir bakıyorsunuz kırmızı bir gül. Benim Balkız'ın gözleri önce kısıldı sonra da alabildiğine açıldı. " Anne baksana titekten duman tıkıyoo " . Başladı takibe. Yusuf sigara içip elini kolunu oynattıkça ekran çiçek bahçesine dönüyor, Balkız da alkış tutuyor.

Benim çocukluğumda RTÜK diye bir kurum yoktu ama TRT de o zamanlar RTÜK'ün yaptıklarından azını yapmazdı. İki sevgili deniz kenarında oturmuş romantizm yaşar ve öpüşmek üzere birbirlerine yaklaşırken ne olduğunu anlamadan bir bakarsınız ki hınca hınç insan ve araba dolu bir caddede yürüyorlar. Hoppaaa ! Ne zaman geldiler buraya derken öyle bir kesmişler ki , konunun bir kısmı da kırpılmış arada. Diyaloglardan kırpılan kısmın ne olduğunu çıkarmaya çalışırsınız; ama nafile... Ne günlerdi !

Aradan herhalde bir yirmi yıl geçmiştir . Peki şimdi? Şimdi sigaralar çiçek açıyor, BAlkız zıplıyor.

Zamanında sansür gören filimler şimdi şimdi gösterime giriyor; izliyoruz ama anlam veremiyoruz ne o dönemin ne de bu dönemin sansür zihniyetine. Bir dönem sanatçılar yasaklandı sakıncalı diye sonra efsaneler yaratıldı adlarından özür niyetine.

Gerçi bizim ülke önce öldürüp öldürüp sonra havalimanlarına, sergi ve konser salonlarına adlarını vermekle , anıt mezar yapmakla ün salmış olduğundan aradan bir 20 yıl daha geçtikten sonra sansürün ekranda hangi görüntü ile karşımıza çıkacağını kestirmek zor gerçekten.

12 yorum:

suskunbiradam dedi ki...

Önce sondan başlamak istedim yazıma;ama baştan söze girelim. Hatta yazının dışına taşıp biraz sizin, biraz bu yorumu okuyanın gözlerini yorup, başını ağrıtacak şekilde uzunca da yazalım.

Bu ülke ne zaman sansürsüz oldu diye düşündüm yazıyı okurken. Aynı zamanda da okudum...

Osmanlı dönemine bakıyorum. Dördüncü Muratın içkiye sansürü... Ama içiyor kendisi. Normaldir. Halka vereceği zararı düşünmüş, o zararı bizzat yaparak yaşayarak yöntemiyle test etmiştir.

Osmanlı'da fazla durmadan 40'lı yıllara geçelim. Yasaksız birşeyler yok gibi. Sonra 50'li yıllar... Kahvehaneler, radyolar, gazeteler, dersler sansürlü.

Ve 60... Rap rap sesleri. Gece hayatı sansürlü, gazete sansürlü, radyo zaten sansürlü... Tam yavaş yavaş özgürlük derken 68 fırtınasının sürükleyip üzerimize kapaklattığı kocaman bir muhtıra çatısı. Diğerlerine ek olarak bir yerden bir yere gitmek bile sansürlü.

80 malum... 90'larda özgürüz artık derken karmaşa karmaşa üzerine. Ben çok bilirim bir açık oturumun reklam arasından sonra bilgi verilmeden kaldırılışını...

Peki biz sansürsüzlüğü hazmedebildik mi? Buna da kafa yordum. Devlet öpüşmede sansürü kaldırıp özel TV'ler devreye girince neler görmedik ki. Kırmızı nokta adı altında bu kez nice şeyler.

Söz sigaradan açıldı... :) İçim doluymuş. Bir nefeslik lafa girmek istedim, bir baktım sanki yıllardır yazmaktayım. :)

Beceremiyoruz vesselam. Ne özgürlüğü, ne diktatörlüğü...

Selamlar...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Ah !çiçek açanıda hiç görmemiştim, filmin bütünlüğünü bozmuştur. Yumurta çok izlemek istediğim ama akaçırdığım filmlerden biri.

Sansür konusuna gelince ; bizde kantarın topuzu yok, hep ayar kaçar. Neler gördük biz , Nazım Hikmet adının bile fısıltıyla zikredildiği günlerden en muhafazakar başbakanın meydanlarda Nazım şiiri söylediği günlere. Peki sansür yok mu alası hem de dik alası var.

Sevgiyle

jadore dedi ki...

Hiç olmazsa anlamsız bu sansür yönteminden Balkız eğlenecek bir şey bulmuş :)
Belki doğal halinde kalsa o sigara bu kadar çok dikkat çekmeyecek ama vardır bir bildikleri :)) ben anlamasam da o bildiklerinin ne olduğunu.
Çiçeklisini görmemiştim, gerçekten çok komik.
Demek titekten duman da tıkıyo :)

Sevgiler...

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Sigara oldurur, alkol zararlidir, uyusturucu surundurur buraya kadar sorun yok peki bu sansur zihiniyetini icimize sokan buyuk ağabeyler su noktayi neden dusunmezler? yasak olan hersey daha cekicidir. hele bir de çiçekli olur sa :))

çoban yıldızı dedi ki...

Sevgili Suskunbiradam,LAle,Jadore ve DAlgaları Aşmak;
Gerçekten de ortasını bulamıyoruz bir türlü. Ben unutmuşum ilk özel tv deki kırmızı noktalı film furyasını.Bir de gece yarısı Jimnastiği vardı saat 1.00 de. Cümleten izlenirdi :))
1961 Anayasası mükemmeldi ama o kadar özgürlükçüydü ki verilen özgürlükler bir süre sonra devlete ters gelmeye ,ters işlemeye başladı. Çözümü ihtilal de buldular.Yetmedi; ardından da iki ihtilal bir de nur topu gibi 1981 Anayasası yapıldı. HAla değiştiremiyoruz.
Laleciğim gerçekten de NAzım Hikmet'i ağzımıza alamadığımız gibi Ruhi Su'yu da müzik odasında sessiz sesiz dinlerdik.Kapıya da bir gözcü dikerek. Sevgili DalgalarıAşmak; yasaklar delinmek içindir , haklısın :))

bilge dedi ki...

her yasak insanı cezbeder hiç cicekli bir sansür görmemiştim şirinleştirmeyemi çalışıyorlar acaba sansürleri..sevgilerimle..

çoban yıldızı dedi ki...

Kimbilir Sevgili Bilge;
Ben de ilk defa denk geldim ve şaşırdım.Ama görüntü gerçekten de komikti. Sevgilerimle.

Zeugma dedi ki...

Bu sansür olayına hangi kurullar ne şekilde karar veriyor anlamak mümkün değil.Bence kamuoyu yoklaması vb. şeylere de başvurulup halşkın nabzı tutulmalı. aile yapısını bozacak, rahatsız olunana şeyler nelermiş bunlar göz önüne falan alınmalı ne bileyim..
Bu şekilde dengesizlik sözkonusu..

Geçen yıl Ekim ayında bloglarımıza sansür gelmişti. Bir sitede yayınlanan Digitürk'le ilgili görüntüler yüzünden mahkeme kararıyla hepimiz epeyce bir bloglarımıza giremedik.
Anlamak mümkün değildi gerçekten..
Neyse...
Çiçek olayını ben de ilk kez burada öğrenmiş oldum. hoş aslında.. Baldan tatlı Balkız yine yapmış yapacağını.Güldürdü beni yine şeker :)

Sevgilerimle...

çoban yıldızı dedi ki...

Sevgili Zeugma,
Sansür uygulamaları geçmişten günümüze değin bir sürü tuhaflıklarla dolu. Youtube Türkiye'de hala mahkeme kararı ile yasak. NAsıl bir çözüm yolu bulunur açıkçası ben de bilemiyorum ama geçen akşam ki uygulama belki de sadece Balkız'a yaradı :))

Sevgilerimle.

ramazan dedi ki...

aşk sansür tanımaz.düşünceler de.sigara ise keşke hayatımızda hiç olmasa.
sansürsüz hayatlar dilerim.

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

birilerinin bir şeyleri yasaklamasına o kadar alışmışız ki kimse neler oluyor neler bitiyor diye düşünmüyor.

not: hangi kanaldı?

ÇOBAN YILDIZI dedi ki...

Evet haklısın sürülen ayrılan koyun.
CnbcE de gösterildi film.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...