İnsanları mutlu etmeyen bir meslek benimki. Ne karşı tarafı ne de haklarını savunduğunuz müvekkili memnun etmek mümkün. Bazen küçük bir bakkal dükkanım olsaydı daha mutlu olurdum diye düşünüyorum.-Teyze bir ekmek.
-Al çocuğum.
-Bir paket çukulata.
-Karşı rafta....
Ben de mutlu, alıp giden de.
Adamı üç sene savun, ceza almadan kurtar; sevinçten içinde mumlar ampuller yana dursun adam kös kös bakıp, ben zaten bu sonucu alacağımızı biliyordum ( yani sen pek bi ..ok yapmadın ) dediğinde kafasını patlatıp, gözlerini oyup, bu sefer için içeriye sokulan ben olmayı hep kıl payı kaçırıyorum. Dava bitene kadar her türlü riyakarca saygı, nezaket ve bilumum kuralları es geçmeyen insanoğlu sıra ufacık bir teşekkür , minnet gösterisine geldiğinde başarı ile alınan sonucu kendisine var sayıyor.
Gün geçtike soğuyor,gün geçtikçe irkiliyorum. Hukuk Devleti olmayan, olmayı beceremeyen bir ülkede avukat olmak ip üstünde yürüyen cambazdan farksızken , bir de o ipi gözünün dingiline baka baka sallayan dingiller sayesinde kafa üstü çakılan ama bir türlü de ölemeyen bahtsız insan topluluğu haline geldi avukatlar.
"Avukat" kelimesinin önüne eklenen katilin , dolandırıcının , mafyanın ve benzer sıfatların son bulmadığı, meslek onur ve haysiyetinin yüceltilmediği , Devletin Hukuksallaşmadığı , Sosyalleşmediği bir ülkede hiç bir meslek onurunu korumak mümkün olmadığı gibi meslek sahibi olmanın da ne maddi ne de manevi bir getirisi bulunmaktadır.
Böyle bir saygıyı beklemek ise; ancak benim gibi iflah olmaz iyimserler için mümkün görünmekten öteye gidemeyecektir.
.jpg)

