28 Ekim 2009 Çarşamba

BABA EVİ

Doğup büyüdüğüm,28 yılımı geçirdiğim babaevinde sabahları uyandığımda yaptığım ilk iş yukarıdaki manzarayı çektiğim oturma odasına koşar denize bakmak olurdu; yüzümü bile yıkamadan. O günkü hava durumunu denize bakar öyle çözerdim. Deniz dalgalı mı, durgun mu, açık mavi mi yoksa koyu mu ? Her sabah, ama her sabah böyleydi; değişmeyen. Şanslıydım. Geçen ay babaevindeydim. Bu sefer sabahlara akşamları da katarak baktım doyasıya. Güneşe, aya, kepçe yıldızlara, samanyoluna. İçime çektim doyasıya imbatı, körfezin iyot dolu kokusunu . Tüm aileyle birlikte geçirdiğim 13 gün yetmedi, yetmez de. Dönüş günü öncesinde babamdan bana miras kalan yolculuk stresinin yanına bir de hüzün eklenince gözyaşlarına hakim olmak zor oldu. Kesede biriktirdiklerimizin içinde Nil'in anneannesiyle birlikte kudurma seyansları ile dedesiyle traş keyfi, evi bolca karıştırma ve dağıtma saatleri ve daha nice güzel anlar.. Sahip olduğum en değerli varlıklarım annem ve babamı huzur dolu babaevinde bırakıp geri dönerken gözyaşları arasında sürekli mırıldandığım sağ olun, varolunla İstanbul'a geri döndük.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...